Kararların Ardındaki Fark: Girişimci Bakış Açısı
Gündelik yaşamda karşılaştığımız sayısız durum, bizden bir tutum veya bir yanıt bekler. Küçük bir problemle karşılaşıldığında, örneğin bir planın aksaması ya da beklenen bir sonucun gelmemesi gibi anlarda, bazı kişiler durumu olduğu gibi kabullenme veya başkalarının çözüm üretmesini bekleme eğiliminde olabilir. Diğer yandan, aynı durumla karşılaşan bir başka kişi, bu durumu hemen bir fırsat olarak algılayabilir, aksaklığın nedenlerini irdeleyerek kendi çözüm önerilerini geliştirmeye başlayabilir. Bu ince fark, aslında girişimci düşünme biçiminin temelini oluşturan sessiz bir zihinsel alışkanlığın yansımasıdır.
Belirsizlikle Dans Etmek ve Risk Algısı
Herhangi bir bilinmezlik anı, farklı kişilerde farklı reaksiyonlar doğurur. Bazıları için belirsizlikle yaşamak, kaygı ve hareketsizliği beraberinde getirebilirken, diğerleri için bu durum, keşfedilmeyi bekleyen bir alan gibidir. Bir projede öngörülemeyen bir zorluk çıktığında, kimileri geri çekilip mevcut durumu korumayı tercih edebilir. Ancak bir girişimci bakış açısına sahip olanlar, bu belirsizliği doğal bir süreç olarak görür. Onlar için bu, mevcut planın dışına çıkıp yeni yollar deneme, farklı senaryoları değerlendirme ve potansiyel riskleri yönetme fırsatıdır. Bu, sadece bir cesaret gösterisi değil, aynı zamanda durumu bir deneme alanı olarak görme ve kontrol edilebilir parçalara ayırarak çözüm bulma becerisidir. Risk algıları, başkalarının korktuğu yerde, onların fırsatları görebilmesini sağlar.
Sorumluluk Alma ve Sürekli Öğrenme Kültürü
Bir işin veya projenin sorumluluğunu üstlenmek, birçok kişi için ek bir yük anlamına gelebilir. Hatalar yapıldığında veya sonuçlar istenildiği gibi gitmediğinde, suçu dış faktörlere atma eğilimi yaygındır. Ancak sorumluluk alma kavramı, girişimci zihniyetin merkezinde yer alır. Bir aksaklık yaşandığında, bu zihniyete sahip kişi, “Ne oldu?”, “Ben neyi farklı yapabilirdim?” veya “Bundan ne öğrenebilirim?” sorularını sorar. Bu, sadece bir durumu analiz etmekle kalmaz, aynı zamanda sürekli bir öğrenerek ilerleme döngüsünü de beraberinde getirir. Her deneyim, ister olumlu ister olumsuz olsun, bir sonraki adım için değerli bir ders olarak kabul edilir. Bu, bir tür problem çözme kültürü geliştirerek, bireyin kendini ve çevresini sürekli olarak iyileştirmesine olanak tanır.
Karar Verme Sürecinde Farklı Bir Yaklaşım
Gündelik hayatta aldığımız kararların pek çoğu alışkanlıklarımızın, sosyal normların veya mevcut seçeneklerin bir sonucu olarak şekillenir. Birçok insan için karar verme süreci, en az riskli veya en çok bilinen yolu seçmekten ibarettir. Ancak girişimcilik yaklaşımı, bu kalıpların ötesine geçmeyi gerektirebilir. Bir seçenek az biliniyor veya denemesi riskli görünüyorsa, girişimci birey o seçeneği daha derinlemesine inceleme eğilimindedir. O, sadece görüneni değil, görünmeyeni de değerlendirir. Bu, davranışsal ekonomi prensiplerinin ötesinde, içsel bir dürtüyle hareket etme ve alışılmışın dışına çıkma arzusudur. Belirsizliğin getirdiği maliyetleri ve potansiyel getirileri farklı bir gözle analiz eder, çoğu zaman içgüdülerine ve sezgilerine de alan açar.
Sonuç olarak, girişimci düşünme biçimi, bir unvan veya bir iş türü olmaktan öte, dünyaya, problemlere ve fırsatlara karşı geliştirilmiş bir tutumdur. Bu, her anı bir öğrenme fırsatı olarak görmek, belirsizliği bir engel yerine bir yolculuğun parçası olarak kabul etmek ve kendi kararlarıyla şekillendirdiği bir geleceğe doğru adım atmak demektir. Bu zihniyet, günlük davranışlarda, en sıradan anlarda bile kendini gösteren ince ama güçlü bir farklılıktır.


Yorum gönder